21 Aralık 2008 Pazar

Vatan Sevgimin Sebebi Yıldızlarmış Yaaaa

Gökteki yıldzlar neden beni etkilesin ki, işleri güçleri mi yok dediğim zamanlarda astrolojiye, astral projeksiyona, astronomiye hatta astronotlara bile inanmıyordum. Bu yüzden Fenerbahçe’nin Tanju’ya yaptığı astronomik teklife de inanmamıştım. Gazeteler boy boy yazmıştı Fenerbahçe’den Galatasaraylı Tanju’ya astronomik teklif diye, ama inanmamıştım işte. Sonradan da doğru çıktı gerçi ama ben astr ile başlayan kelimelere kısaca hastır lan diyordum o zamanlar Devekuşu Kabare’nin zirvede olduğu günleri yaşadığımızdan. Bir tek Yuri Gagarin’e saygım vardı astronot olarak. Çünkü ben Amerika Sovyetler çekişmesinde Sovyetleri tutardım. Bana göre KGB CIA’den iyiydi, Mig27 de F16’dan. Ama sol sağ davasında da sağı tutardım ben. Sol solakların işiydi, ben sağ elimi kullanırdım. Hem üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizin şirin ilkokullarında solaklar dövüle dövüle sağ ellleriyle kalem tutmaya zorlanırdı. İkinci annem canım ilkokul öğretmenim hiç onların kötülüğünü düşünür müydü, elbbette vardı bir bildiği. Gorbaçov’un alnındaki lekeyi de ayrıca severdim.

Gazetelerde boy boy çıkardı, aslanlar bugün üzüntülü, kovalar şen, yengeçler para bulacak, teraziler de ağır kaldıracaklar, yaylar da çok gergin olacaklar. Hadi ya derdim, oniki burç var normal olarak eşit dağılmalı bunlar, dünyada beşmilyar insan var, her burca dörtyüzmilyon adam eder, dörtyüz milyon insanın başına nasıl benzer şeyler gelirdi ki. Ayrıca abimle benim acaip farklı hayatlarımız vardı ama ikimiz de yengeçtik. Nasıl işti ki bu? Zaten farklı bir gazetenin astroloji köşesini okuyunca aynı adamların başlarına başka başka şeyler gelirdi. Aynı yıldızlar, aynı adamları aynı şekilde etkileyecek, ama bu etkiyi yorumlamak kişiden kişiye değişecek, ben de bunu yiyecektim. Yemedim, zaten yemek seçerdim.

Sonra büyüdüm, ilkokul bitti, Adile Naşit öldü, ortaokul bitti. Rocky Dolph Lundgren’i nakavt etti, Sovyetler Birliği dağıldı, KGB diye birşey kalmadı, casus romanlarının eski tadı kalmadı, Zeki ile Metin bile artık ayrı projelerde yeralmak istediklerini açıkladılar. Ne zaman burç muhabbeti açılsa dudak büktüm. Abimle ben aynı burçsak, ben burçlara inanmam arkadaş dedim. Burç ne kale burcu mu dedim? Astrological sign lafını hangi mantıkla burç diye çevirmişlerdi ki? Anlatmaya çalıştılar, yükselen dediler, açılar dediler. Kırmızı olmadı turuncu di mi dedim. Sen o gazetelerdeki günlük yorumları boşver, genel özelliklere falan bak dediler. Bırakın bu işleri dedim.

Sonra üniversiteyi bitirdim, ekonomik kriz ne demek onu anladım, para kazanmak ne demek öğrendim. Sonra kalktım İstanbul’a geldim, yalnız yaşamaya başladım. Yıldızlar hala oradalardı, kimbilir belki de etkiliyorlardı. Biraz ilgi göstermeye başladım. Tanıdıklarımı düşündüm, yıldızlara çıktım ordan baktım dünyadakilere. O kadar yüksekten bakınca, herkes birbirine benzedi. Bak dedim, yüzyıllarca insanlar bunları boşa kurcalamamış. Abimle bile buldum benzer taraflarımı. Eskisi kadar kulağımı tıkamamaya başladım bu mevzuya. Yengeç, adamı kanser eder, baksana gavurcası cancer dediler ona bile eyvallah dedim.

Yine yıl sonu geldi ya, 2009’dan hiç iyi şeyler beklenmiyor ya, astrologlar bir bir çıkmaya başladı haber programlarına. 2009 bilmemne burcu olanlar için iyi, bilmemne burcu olanlar için kötü geçecek demeye başladılar. Plüton, yani yeraltı dünyasının efendisi, öyleymiş valla, yay burcundaymış onaltı yıldır, 2009 ile beraber oğlaka geçiyormuş. Plüton radikal, ölümcül değişiklikleri ifade edermiş. Yay da merhamet, eğlence, vicdan filanmış. Bu ikisi elele verince dinsel terör dünyayı sarmışmış. Oğlak ise disiplinin, yöneticiliğin, ekonominin filan burcuymuş. Plüton ile oğlak elele verince de ekonomide ölümcül değişimler olacakmış, hatta olmaya da başlamışmış, işte ekonomik krizmiş falanmış filanmış. Hani makaleler de çıkmaya başladı ya, işte kapitalizmin sonu filan diye, bunların sebebi de bu plütonmuş. Bu plüton da benim bebeyken Walt Disney'in şapşal köpeği Plüto ile isim benzerliğinden dalga geçtiğim plüton yani, güneş sisteminin güneşe en uzak gezegeni. Lan sen neymişsin Plüton be dedirtti bu bilgi bana. Bir de bu Plüton en son oğlak dönencesinde olduğunda Amerika Birleşik Devletleri kurulmuş. Yani öyle böyle bir etki değilmiş bu sayın seyirciler.

Tam ben bu bilgilerle halleşmeye çalışırken son bomba da bugün patladı. Meğer Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir burcu varmış. Yanlış duymadınız valla varmış. Cumhuriyetin ilan edildiği tarih ve saate göre Türkiye Cumhuriyeti akrep burcuymuş, yükseleni de yengeçmiş. İşte şimdi oldu dedim kendi kendime, parçalar yerine oturmaya başladı.

Ben hiç yurtdışına çıkmadım. Altı senelik dış ticaret tecrübesine rağmen hem de. Evet kabul ediyorum, işte beni çok da sallamıyorlar. O yüzden de beni adam yerine koyup sağa sola göndermemişlerdir. Ama yine de garip bu. Bir kere Cezayir’e gitmeye kesin gözüyle bakıyordum ki, sonra istifa etmeyi düşündüğüm anlaşıldı o işyerinde. Onlar da yurtdışına gitmeyi bir çeşit ödül olarak gördüklerinden beni bu ödülden mahrum ettiler. Sonra ben işi bıraktım, Cezayir’deki adamlar bana iş teklif ettiler, gel dediler Cezayir’de çalış. Yok dedim, ne işim var Cezayir’de.

Sonra İstanbul’a gelince çalışmaya başladığım şirket Çin’de ofis açtı. O zaman da uzun süreliğine göndermek istediler beni Çin’e. Hem de daha önce kendisiyle kavga ettiğim için beni kovan patronun damadının emrine. Evet ben kovulduğum yere sonradan geri alındım. Neyse bu uzun bir hikaye, bunu belki daha sonra anlatırım. Tabii ben dedim, ne işim var o lavuğun yanında? Bir de dedim ki, beni siz oraya gönderirseniz ben açlıktan ölürüm yapmayın. Dediler Kentucky var idare edersin falan. Neyse ki son anda o da olmadı. Vazgeçtiler ve ben de çok mutlu oldum tabii.

İşte meğerse, bütün o bu ülkede yaşanmaz diyip, giden pekçok arkadaşımın aksine bu ülke dışında yaşaamam diyen benim bu vatan sevgimin sebebi de yıldızlarmış. Çünkü yengeçler en iyi akreplerle anlaşırlarmış, üstelik güzel ve yalnız ülkemin yükseleni de yengeçmiş.

Vay, vay, vay dedim kendi kendime ve yıldızları seyrettim bütün gece.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder