protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2011 Cuma

Mısır'da Dönen Dolaplar

Çok ilginç, gerçekten çok ilginç. Blogu hiçbir zaman haberciler gibi kullanmak istemedim, ama bu hikaye gerçekten ilginç ve ben hiçbir yerde buna benzer bir şeyler okumadım.

Mısır’da internet erişimi 3 4 gündür normale döndüğünden beri, Mısır’da beraber çalıştığım, ki çoğunu işe kendim aldım, genç üniversite mezunu çocuklarla MSN’den yazışıyorum. Söyledikleri ile gazete haberlerini birleştirdiğimde çok farklı bir Mısır hikayesi oluşuyor.

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi bu yazıştığım çocukların hepsi gösterilerin ilk günlerinde Tahrir Meydanı’na gitmiş çocuklar. Hepsinin söylediklerinin ortak noktası, Hüsnü Mubarek’in gelecek seçimde aday olmayacağını belirten açıklamasının tatmin edici olduğu ve sonrasında meydanlara kesinlikle gitmediklerini söylemeleri. Hatta şu an meydanda bulunan ve çatışan göstericilere fena halde öfke duyduklarını söylüyorlar.

Yani Mısır’daki gösterileri iki bölümde incelemek gerekiyor. Hüsnü Mubarek’in gelecek seçimde aday olmayacağını belirten açıklamasına kadarki Mısır gösterileri ve bu açıklamadan sonraki gösteriler.

Hepinizin hatırlayacağı gibi gösterilerin ilk günlerinde Müslüman Kardeşler’in ya da diğer örgütlü muhalefetin bu gösterileri yönetmediği hatta katılmadığı yazılıp çiziliyordu. Protestocular, twitter, facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde kendiliğinden örgütlenmişlerdi. Hemen ilk gösterinin gecesinde Hüsnü Mubarek önce bu siteleri Mısır’a kapattı, ertesi gün gençlerin cep telefonlarıyla örgütlenip yine protestolarına devam etmelerini görünce, cep telefonlarını da tüm internet erişimini de askıya aldı.

Bunlar bir taraftan gerçekleşirken, meydanlara ciddi kalabalık çıktığını gören muhalifler belli ki bunu fırsat olarak görüp ortaya bir bir çıkmaya başladılar. Önce Müslüman kardeşler, geçen Cuma günündeki gösteriye destek vereceklerini açıkladılar; ardından El Baradei gösterilere katılmak üzere geçen Perşembe Avusturya’dan Mısır’a geldi. Yani cumaya kadar protestolar Mısır’lı gençler tarafından örgütsüzce gerçekleştirilirken, Cumadan sonra örgütlü muhalefet de protestolara katıldı.

1 Şubat gecesi Hüsnü Mubarek gelecek seçimlerde aday olmayacağını, gençlerin reform taleplerini anladığını ve gelecek seçime kadar bunları hızla hayata geçireceğini söyledi. Hemen ardından hükümeti görevden aldı. Bu açıklama ve tavır örgütsüz gençleri fazlasıyla memnun etti. Bunun üzerine protestoların ilk günlerine katılan örgütsüz gençler evlerine çekildiler.

Burada Müslüman Kardeşler ve El Baradei devreye girerek, açıklamaların tatmin edici olmadığını, Hüsnü Mubarek’in bir an önce istifa etmesi gerektiğini ve ardından seçime kadar geniş tabanlı bir geçiş hükümeti kurulması gerektiğini söylediler. Bu arada internet hala kapalıydı ve medya ancak örgütlü kesimlerin sesini duyabiliyordu. Müslüman Kardeşler Hüsnü Mubarek’in açıklamasının ardından gösterilere katılımı kendi taraftarlarıyla kendisi organize etti ve Hüsnü Mubarek gidene kadar da protestoları sürdüreceğinin işaretlerini veriyor.

Bunun üzerine Hüsnü Mubarek iki hamle yaptı. Önce interneti ve cep telefonlarını serbest bıraktı ve ardından gösterilerden çektiği polisi yeniden şehirlere soktu.

Çocukların söylediğine göre şu an Kahire’de Tahrir Meydanı hariç her yerde güvenlik sağlanmış durumda ve her şey normalleşme eğiliminde. Ancak Müslüman Kardeşler’in örgütlediği Tahrir Meydanı’nda kalabalık var. Bu arada uluslararası medyanın haberlerinden de hiç memnun olmadıklarını söylemem lazım. Hatta onlara göre global medya Mısır'ın düşmanı.

Bu arada konuştuğum çocuklar kesinlikle Müslüman Kardeşler’den de, El Baradei’den de hazzetmiyorlar. Hep söylendiği gibi belirgin bir liderleri de olmadığından gelecek seçime kadar Hüsnü Mubarek’in görevde kalmasının iyi olacağını seçime kadar geçecek sürede de genç lider adaylarının ortaya çıkacak vakitleri olacağına inanıyorlar. Bence de saflık ediyorlar, ama ben söylediklerini söylüyorum.

Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki Hristiyan nüfusu ve İsrail ile olan barışı fena halde tehdit ettiğini, Müslüman Kardeşler’in idareyi devralmaması için de mücadele edebileceklerini söylüyorlar. Müslüman Kardeşler’in ülkede yarattığı iç savaş havasından da ciddi endişe duyuyorlar.

Kısacası hepimizin sempatisini toplayan genç devrimciler şu anda meydanlarda protesto gösterileri yapanlar değil. Protesto gösterileri maksadından sapmış görünüyor ve bu durum gençleri çok rahatsız ediyor.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Mısır’daki Gösteriler

Öncelikle Hüsnü Mubarek 82 yaşında hasta ve yerine oğlunu cumhurbaşkanı yapmaya çalışıyordu. Fakat oğlunu kimse de benimsemiyordu. Bu ben oradayken de konuşulan şeylerden biriydi. Yine Baradey denen Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Hüsnü Mubarek’ten sonra cumhurbaşkanlığına en yakın aday olarak gazetelere çıkıyordu. Ancak, protestonun p’si, devrimin d’si ortada yoktu.

Mısır halkı gözlemlediğim kadarıyla tuhaf bir halktı. Gururluydular, ama gururları genellikle akıllarına gelmiyordu. Örneğin ücret zammı gibi konularda bu gururlarını tetikleyebiliyordun, ama çok da etkili sonuçlar, fevri hareketler çıkmıyordu. Çok duygusaldılar. Bu duygusallıkları nedeniyle bazen anlamsız alınganlıklara kapılıyorlar ve tuhaf tepkiler verebiliyorlardı. Uysaldılar ve yabancı hayranıydılar. Bizi kendilerinden üstün görüyorlardı. Çok üstlerine gidip, aşağılamadığın sürece sözünü dinliyorlardı.

Hani kelebek etkisi derler ya, Tunus’ta devrimin yapılması gerçekten Mısırlılar için kelebek etkisi yarattı. Zira Mısır kendisini Arap dünyasının doğal lideri olarak görüyor ve diğer Araplardan kendilerini üstün tuttuklarından Cezayirlileri, Tunusluları falan aşağılıyorlardı. En son 2009’da Cezayir ile oynadıkları bir futbol maçında olaylar çıkması üzerine Cezayirlilerden nefret etmeye başladılar. Cezayirli lafı bir tür küfür olarak dillerine girdi. Öte yandan Cezayir ile aralarındaki ticaret sekteye uğradı.

Tunusluları da tembel ve işe yaramaz diye yaftalamışlarmış meğer. Bu tembel ve işe yaramaz gördükleri Tunuslular devrim yapınca, sanırım kendilerinden utanmaya başladılar. Böylece facebook ve Twitter üzerinden milliyetçi bir dalga yayılmış.

Kendi hükümetlerini özellikle İsrail yanlısı buldukları için eleştiriyorlar, ama bir şey de yapmıyorlardı. Örneğin Filistin’e gidecek yardım konvoyuna Mısır kendi topraklarını açmamıştı ve bu ciddi biçimde eleştirildi. Mavi Marmara olayı nedeniyle Türkler’deki yüreğin kendilerinde de olması gerektiğini söylediler ve Türklere manevi olarak destek verdiler. Öte yandan Türkler üstündü, o nedenle benzeri kelebek etkisini yaratmadı.

Mısır’da yolsuzluk olduğu, Hüsnü Mubarek’in çevresinin çok zenginleştiği falan da sıkça dile getiriliyordu, ancak bu da bir eyleme dönüşmüyordu.

Tunuslular ayaklanıp, devlet başkanlarını devirince, bir şekilde tüm bu toplumsal dinamikler birleşti ve halk lidersiz bir şekilde kendiliğinden ayaklandı. Internet üzerinden örgütlenip gösterilere başladılar. İlk gösteriler yanlış okumadıysam, Ismailiye kentinde başladı ve asıl büyük şehirleri Kahire, İskenderiye ve Süveyş’ten de çok hızlı bir şekilde yankı buldu. Gösteriler sürdükçe, gösterilere halkın katılımı da arttı. Polisin şiddet eylemleri ise büsbütün göstericileri kenetledi.

Polisin şiddet eylemleri üzerine halk “polis gitsin ordu gelsin” demeye başladı. Polis yetersiz kalınca Hüsnü Mubarek de orduyu şehirlere soktu. Orduya silah kullanma emri verildiği söyleniyor. Ancak ordu karşısındakinin düşman olmadığının bilinciyle göstericilere bir şey yapmadı. Halk da orduya sevgi gösterisinde bulundu. Ordu sadece kamu binalarını, müzeleri, tarihi eserleri ve diplomatik merkezleri korumakla yetindi. Sonuçta bugün protestoların 6. Günü ve protestocular hala ayaktalar.

Bence Hüsnü Mubarek’i devirmeden de sakinleşecekleri yok.

İşe aldığım Mısır’lı genç mühendislerden biriyle gösteriler sırasında konuşma fırsatı buldum. Bu mühendis, iyi huylu, aklı başında, resme meraklı, kumaş üzerine resimler yapan (hatta bunlardan birini ben giderken bana armağan etti) iyi İngilizce bilen, ortanın üstü bir Mısır’lı ailenin çocuğuydu. Gösterilerin ikinci günüydü, daha internet ve cep telefonları kesilmemiş, sadece twitter, facebook, youtube gibi sosyal paylaşım siteleri kapatılmıştı. Sen de protestoculardan mısın sorusuna evet cevabını alınca, neyi protesto ettiğini sordum. Daha iyi bir Mısır için, yoksulluğu durdurmak için, özgür olmak için, haklarımızı geri almak için protesto gösterileri yaptıklarını söyledi. Ona göre Mısır yolsuzluklar içinde yüzüyordu. Bu defa sen Hüsnü Mubarek’e karşısın değil mi diye sorduğumda, “hayır ben bütün sisteme, hükümete karşıyım” cevabını aldım. Mısırlıların %5’i gelirin %95’ini alıyorlar, Mısırlıların %95’i %5’ini alıyorlardı ona göre. Ben her yerde aynı bu dediğimde, tekrar yolsuzluklardan bahsetti ve “Çok yaşa Mısır” diyerek konuşmayı bitirdi.

Büyük Cuma’dan hemen sonra Cumartesi günü Türk arkadaşlardan birine ulaştım. İyi olduklarını ve fabrikanın bulunduğu yer dışında tüm Kahire’nin karıştığını söyledi. Fabrika 1 vardiya çalışmaya devam ediyordu. O gün yine beraber çok çalıştığım, 24 yaşında bir Mısırlı benimle konuşmak istedi. Bu çocuk da hafif fırlama, üniversite mezunu, iyi İngilizce bilen, Amerikan Kültürünü çok iyi takip eden ortanın üstü bir Mısır’lı ailenin çocuğuydu. Ona da sen de protestocu musun diye sordum. Evet cevabını alınca neyi protesto ediyorsun sorusunu sordum ama hat gelip gidiyordu, ne dediğini anlayamadım.

Pazar gecesi fabrikadaki tüm Türklerin fabrikayı kapatarak, Türkiye’ye döndüklerini duydum. Bu sabah ulaştığım arkadaşlardan biri, kaldığımız yerin ve fabrikanın yakınlarının da karıştığını, dışarıdan silah sesleri duymaya başladıklarını, ekipteki kadınların ağlamaya başladığını ve bunun üzerine dönmek zorunda kaldıklarını söyledi. Diğer Türk fabrikalar da aynı şeyi yapmışlar. Akşam bu ekiple görüşmeyi düşünüyorum, orada biraz daha detaylı bilgi alabilirim. Şimdilik Mısır’dan aktarabileceklerim bu kadar.