Kafamda dün akşamdan beri bir replik vardı. Dehlizlerinde dolaşsın istiyorum, mahzenlerimde sarhoş olsun istiyorum gibi bir cümle. Bir kadın sesi bunu söyleyip duruyor, fakat bir türlü hatırlayamıyordum. Nihayet 24 saatin sonunda repliğin geçtiği filmi hatırladım. Filmden de yazdım tüm repliği. Issız Adam etkisiyle bu repliği hatırlamıştım. Belki benim gibi kafayı takıp da, bulamayanlar olursa internete kayıt düşüyorum. Kafayı takan olmazsa da bence güzel replik. Issız Adam sevenler bir de bunu okuyun bakalım :)
Zeynep :
Benim annem babam yok. Kimsesizim. Renksiz bir dünya kurmuşum kendime, mutluluk provası oynuyorum. Ali'yi tanıyınca o renksiz dünyanın çölüm olduğunu anladım. O, çölüme yağmur oldu. Ailem oldu. Dünyam oldu. O benim, ben oyum. Bir gece girdi hayatıma, ama şimdi yok. Ali'yi tanımadan önce ben iyiydim, ama şimdi kötüyüm. Saçmalıyorum biliyorum. Daha önce yapmadığım şeyleri yapıyorum. Bilmediğim sokaklara giriyorum, bilmediğim evlere giriyorum, tanımadığım insanlarla konuşuyorum. Ben çok korkuyorum. Onsuz hiçbirşeyin anlamı yok. Adımı bile unutmaya başladım. Hergün gezdiğim caddeleri tanımıyorum. Tanıdığım insanların yüzlerini hatırlamıyorum Nasıl yemek yenir, nasıl su içilir unutuyorum. Ekmeğin, suyun, hiçbirşeyin tadı yok. Var mıyım, yoksa yok muyum, artık bilmiyorum. At gözlüğü takayım, hayata devam edeyim diyorum, ama bu beni kendimden korumuyor. Benim onu bulmam lazım. Onunla konuşmam lazım. Nolur bana yardım et. Sana yalvarırım, bana yardım et. Nolur bana yardım et, lütfen. Yalvarırım bana yardım et.
(Telefon çalar)
Zeynep :
Bakmayacak mısın ?
(Ali’nin arkadaşı telefona bakar)
Ali’nin arkadaşı :
Efendim, bir dakika beklesene, Burda seninle konuşmak isteyen biri var.
Zeynep :
Alo
Ali :
Kimsin ?
Zeynep :
Zeynep.
Ali :
Ne istiyorsun kızım benden, neden beni arayıp duruyorsun ?
Zeynep :
Hani gelecektin ?
Ali :
Ne ?
Zeynep :
Seni özledim.
Ali :
Rahat bırak lan beni. Zaten başım belada, bir de senle uğraşamam.
Zeynep :
Başının belada olduğunu biliyorum. Bana gel, bende kal. Ben sana bakarım. Seni ne mutlu edecekse yaparım ben. Seni üzmem.
Ali :
Bi dakika, bi dakika, sen benim başımın belada olduğunu nerden biliyorsun lan? Yoksa yanındaki orospu çocuğu mu söyledi? Onun var ya, anasını sikeceğim, geberteceğim lan onu, yolunu sikeceğim o piçin, telefonu ver telefonu ver laaan!
Zeynep :
Ben, ben bara gittim seni bulmak için.
Ali :
Naptın bara mı gittin ?
Zeynep :
Evet.
Ali :
Lan salak karı, seni takip etmişlerdir.
Zeynep :
Etmediler.
Ali :
Lan nerden biliyorsun manyak ?
Zeynep :
Lütfen küfür etme.
Ali :
Ya nerden biliyorsun dedim.
Zeynep :
Ondan uzak dur dediler de ondan.
Ali :
(Ağzını büzerek) Ondan uzak dur dediler de ondan. Salak, gerizekalı, orospu.
Zeynep :
Lütfen küfür etme.
Ali :
Lan arkadaşımın evini nasıl buldun sen ?
Zeynep :
Dayı'na gittim.
Ali :
Da, da, dayı, lan dayımı nasıl buldun sen ? Neyse, bak kızım, o gittiğin barın kasasını patlattım ben. Sonra pişman oldum, parayı geri vermek istedim, ama orospu çocukları almıyorlar. Anlayacağın beni ortadan kaldırmak istiyorlar. İbnelerin itibarını zedelemişim. Bak, beni iyi dinle şimdi. Rahat bırak beni tamam mı ? Arama, yoksa senin de başın belaya girer. Anladın mı lan ? Hadi hoşçakal.
(Ali kapatır telefonu, telefondan meşgul sesi gelir. Zeynep yavaşça telefonu kapatır gitmek üzere kapıya yönelir.)
Zeynep:
Teşekkür ederim.
Zeynep :
Benim annem babam yok. Kimsesizim. Renksiz bir dünya kurmuşum kendime, mutluluk provası oynuyorum. Ali'yi tanıyınca o renksiz dünyanın çölüm olduğunu anladım. O, çölüme yağmur oldu. Ailem oldu. Dünyam oldu. O benim, ben oyum. Bir gece girdi hayatıma, ama şimdi yok. Ali'yi tanımadan önce ben iyiydim, ama şimdi kötüyüm. Saçmalıyorum biliyorum. Daha önce yapmadığım şeyleri yapıyorum. Bilmediğim sokaklara giriyorum, bilmediğim evlere giriyorum, tanımadığım insanlarla konuşuyorum. Ben çok korkuyorum. Onsuz hiçbirşeyin anlamı yok. Adımı bile unutmaya başladım. Hergün gezdiğim caddeleri tanımıyorum. Tanıdığım insanların yüzlerini hatırlamıyorum Nasıl yemek yenir, nasıl su içilir unutuyorum. Ekmeğin, suyun, hiçbirşeyin tadı yok. Var mıyım, yoksa yok muyum, artık bilmiyorum. At gözlüğü takayım, hayata devam edeyim diyorum, ama bu beni kendimden korumuyor. Benim onu bulmam lazım. Onunla konuşmam lazım. Nolur bana yardım et. Sana yalvarırım, bana yardım et. Nolur bana yardım et, lütfen. Yalvarırım bana yardım et.
(Telefon çalar)
Zeynep :
Bakmayacak mısın ?
(Ali’nin arkadaşı telefona bakar)
Ali’nin arkadaşı :
Efendim, bir dakika beklesene, Burda seninle konuşmak isteyen biri var.
Zeynep :
Alo
Ali :
Kimsin ?
Zeynep :
Zeynep.
Ali :
Ne istiyorsun kızım benden, neden beni arayıp duruyorsun ?
Zeynep :
Hani gelecektin ?
Ali :
Ne ?
Zeynep :
Seni özledim.
Ali :
Rahat bırak lan beni. Zaten başım belada, bir de senle uğraşamam.
Zeynep :
Başının belada olduğunu biliyorum. Bana gel, bende kal. Ben sana bakarım. Seni ne mutlu edecekse yaparım ben. Seni üzmem.
Ali :
Bi dakika, bi dakika, sen benim başımın belada olduğunu nerden biliyorsun lan? Yoksa yanındaki orospu çocuğu mu söyledi? Onun var ya, anasını sikeceğim, geberteceğim lan onu, yolunu sikeceğim o piçin, telefonu ver telefonu ver laaan!
Zeynep :
Ben, ben bara gittim seni bulmak için.
Ali :
Naptın bara mı gittin ?
Zeynep :
Evet.
Ali :
Lan salak karı, seni takip etmişlerdir.
Zeynep :
Etmediler.
Ali :
Lan nerden biliyorsun manyak ?
Zeynep :
Lütfen küfür etme.
Ali :
Ya nerden biliyorsun dedim.
Zeynep :
Ondan uzak dur dediler de ondan.
Ali :
(Ağzını büzerek) Ondan uzak dur dediler de ondan. Salak, gerizekalı, orospu.
Zeynep :
Lütfen küfür etme.
Ali :
Lan arkadaşımın evini nasıl buldun sen ?
Zeynep :
Dayı'na gittim.
Ali :
Da, da, dayı, lan dayımı nasıl buldun sen ? Neyse, bak kızım, o gittiğin barın kasasını patlattım ben. Sonra pişman oldum, parayı geri vermek istedim, ama orospu çocukları almıyorlar. Anlayacağın beni ortadan kaldırmak istiyorlar. İbnelerin itibarını zedelemişim. Bak, beni iyi dinle şimdi. Rahat bırak beni tamam mı ? Arama, yoksa senin de başın belaya girer. Anladın mı lan ? Hadi hoşçakal.
(Ali kapatır telefonu, telefondan meşgul sesi gelir. Zeynep yavaşça telefonu kapatır gitmek üzere kapıya yönelir.)
Zeynep:
Teşekkür ederim.
Ali’nin arkadaşı :
Üzülme
Zeynep :
Neden, neden üzülmeyeyim ? Beni istemiyor.
Ali’nin arkadaşı :
Ali hiçkimseyle bu kadar uzun konuşmaz, işle ilgili değilse tabii. Yani üzülme diyorum çünkü anladığım kadarıyla sen o kaleyi çoktan fethetmişsin zaten.
Zeynep :
Bahçelerinde dolaşamıyorsam, salonlarında, koridorlarında gezemiyorsam, odalarında oturamıyor, balkonlarında kendimi bulamıyorsam, dehlizlerinde saklanamıyor, burçlarında ağlayamıyorsam, mahzenlerinde sarhoş olamıyor, mutfaklarında dolaşamıyorsam, yorulduğumda sırtımı yaslayamıyorsam, mutluluğumu tavan aralarına fısıldayamıyorsam, nasıl fethetmiş olurum o kaleyi, söyler misin, nasıl fethetmiş olurum o kaleyi ben ?
